ÇELEBİ SULTAN MEHMET HAN VAKFI

(AMASYA-MERZİFON 820 H. / 1417 M.)

    Çelebi Sultan Mehmet Han, “Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz.” Ayetini, Hz. Peygamberin “Kişinin ölümünden sonra bıraktığı en hayırlı üç şey vardır: Anne/babasına hayır dua eden salih bir evlat; süreklilik arz eden sadaka/hayrat ve kendisinden faydalanılan bir ilim.” Hadis-i şerifini düşünerek, vakfın faydasının daha umumi ve iyiliğinin daha tamam olduğunu yakinen bilerek Allah katında ecir ve sevabın bol olduğunu ümit ederek, en halis niyet ve Allah’a yakınlaşmak ve cehennem azabından kurtulmak, vefat ettikten sonra amelinin sürekli olmasını umarak, halis ve en helal malından akl-ı selim ve sağlığı yerinde iken yaptırdığı hayır eserleri (cami, medrese, çeşme, imaret) ve hayır eserler için gelir getirecek çarşı, dükkan, tarla, bahçe ve saireyi vakfetmiştir.

 Şüphe yok ki sadakaların en güzeli ve iyiliklerin en nefisi getirisi hiç kesilmeyen ve müdetti nihayet bulmayan bekasıyla baki kalacak sadakadır. O sadakada faydaları daim ve ihsanları baki olan ve gelirleri masraflarına sarf edildikçe ve adı anıldıkça Vakfını (vakıf kurucusunu) ihya eden vakıftır…

Vakıf Nedir

Ahmet, ailesiyle birlikte hafta sonu pikniğe gider. Babası mangal yaparken, annesi Ahmet’ten kardeşi Zeynep’i de yanına alarak ilerideki çeşmeden su getirmesini rica eder.

   Ahmet  ve Zeynep çeşmeden dönerken, kendilerinden su isteyen çocuklara su ikram ederler. Oradaki bir köpek Zeynep’in dikkatini çeker. Onun da susamış olduğunu düşünerek, oradan buldukları bir su kabına su doldururlar; köpeğin önüne koyarlar ve sonra ailelerinin yanına dönerler.

   Babası, Ahmet ve Zeynep’e: Hayrola çocuklar, ağır olur diye bidonu mu tam doldurmadınız yoksa bidon delik miydi? Diye sorar.

   Ahmet ve Zeynep bir ağızdan: İkisi de değil.

    Baba: Öyleyse bidon niye yarım?

   Ahmet: Şu top oynayan çocuklar var ya, işte onlara su verdik. Ayrıca Zeynep oradaki bir köpeğe de su içirdi.

    Baba: Aferin çocuklar. Yaptığınız ne kadar güzel bir davranış. Desenize bugün çok sevap işlediniz. Keşke her gün buraya gelip burada piknik yapsak, çocuklara su dağıtsak, köpeğe su içirsek, kim bilir ne kadar çok sevap kazanırız. Siz, yapılan çeşmeden taşıdığınız suyla bu kadar çocuğu sevindirdiniz. Peki, bu çeşmeyi yapan vakıf kurucusunun ne kadar insanı sevindirdiğini hiç düşündünüz mü?

    Ahmet: Doğru, bunu hiç düşünmemiştik. O zaman bu çeşme vakfını kuran kişinin amel defteri hiç kapanmaz.

    Zeynep: Babacığım ben de hayli zaman önce takvim yaprağında bir hadis okumuştum. “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. ”diye yazıyordu.

    Ahmet: Ayrıca Peygamber Efendimiz (s.a.v) başka bir sözünde “ İnsanların faydalanacağı bir eser bırakan kimsenin amel defteri hiç kapanmaz. ” buyuruyor.

    Bunun üzerine Ahmet ve Zeynep birlikte şöyle derler: O zaman paralarımızı biriktirip şu dağın öbür tarafına bir çeşmede biz yaptırsak ne güzel olur. Bizim de amel defterimiz hiç kapanmaz.

    Baba: Bunun için dağ başına çeşme yaptırmak şart değil ki. Okul yaptır, Hastane yaptır, köprü yaptır, öğrenciye burs ver, muhtaç olan her canlıya yardım et… Bunların hepsi dinimizin emrettiği ve Peygamber Efendimizi (s.a.v) uyguladığı, teşvik ettiği, övdüğü güzel şeylerdir. İşte bu sebeplerle, ecdadımız memleketin her tarafını vakıf eserleriyle donatmış. Bugün Anadolu’da veya Osmanlı’nın hakim olduğu balkanlarda, Afrika’da ve Ortadoğu’da hangi şehre gitsek bizi selamlayan bir cami, çeşme, köprü, han, hamam, medrese gibi bir vakıf eserlerine rastlarız. Bizim medeniyetimiz, dayanağı İslam olan ve sevabı tükenmeyen vakıf medeniyetidir.

Kaynak T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğü

İlginç Vakıflar -2 Yayını